REISHI ve KANSER - Ganoderma Reishi Mantarı

İçeriğe git
KANSERE KARŞI KORUYUCU (ANTİ-TÜMÖR) ETKİLERİ
REISHI MANTARI'NIN KANSERE KARŞI KORUYUCU (ANTİ-TÜMÖR) ETKİLERİ

Kanser tümörlerine karsı Ganoderma lucidum (Reishi) bilesenlerinin etkili oldugu birçok bilimsel arastırmada gösterilmistir. Bu konuda yapılmış olan bilimsel çalısmaları görmek için http://www.pubmed.com/ adresinde “Ganoderma Lucidum Cancer” kelimeleri ile tarama yapabilirsiniz. 01/06/2017 tarihli itibariyle PUBMED 350 arastırma sonucu vermektedir.

Radyoterapiden önce veya sonra alınması hiç fark etmez; lökosit, eritrosit ve trombosit seviyeleri en kısa sürede normale dönmektedir. Efsane mantar Ganoderma lucidum, terminal kanser hastalarında morfin kullanımını azaltırken bagısıklık hücrelerinin sayısının artmasını saglayarak ameliyat sonrası hastaların iyilesmesini hızlandırmaktadır.

Amerika Birlesik Devletleri’nde Methodist Arastırma Enstitüsü Kanser Arastırma Laboratuvarı’nda yapılan bir arastırmada G. lucidum mantarından elde edilen ganoderik asit A ve H adlı triterpenlerin gögüs kanseri hücrelerinin büyümesini ve yayılmasını durdurdugu gözlenmistir (Jiang ve ark. 2008).

Ganoderma lucidum’un suda elde edilen özütünün kolon kanserine karsı koruyucu oldugu bulunmustur (Lu ve ark., 2002).

2002 yılında Cancer Letters dergisinde yayınlanan bir makalede Ganoderma lucidum’un sporlarından elde edilen yagların hepatoma (karaciger tümörü), sarcoma (bağ dokusu habis tümörü) ve reticulocyte sarcoma (genç eritrosit tümörü) tümörlerinin büyümesini % 80-90 oranında engelledigi bildirilmistir (Liu ve ark., 2002).

Asagıda özetini gördügünüz arastırmada G. lucidum’un kanser hücrelerinin metastazını durdurdugu gözlenmistir (Nonaka ve ark. 2008).

Asagıda gördügünüz derlemede Ganoderma lucidum’un bagısıklık sistemi üzerindeki olumu etkilerinden ve anti-tümör aktivitesinden bahsedilmektedir. Bu makalede Ganoderma’nın suda elde edilen özütünün ve bu mantardan elde edilen polisakkaritlerin bagısıklıgı arttırıcı etkisi sayesinde çesitli tümörlü hayvanlarda ciddi anti-tümör aktivitesi gösterdigi belirtilmektedir. Yakın zamanda yapılan çalısmalar göstermistir ki Ganoderma lucidum’un alkolle elde edilen özütü ve bu mantardan elde edilen triterpenler de anti-tümör etkiye sahiptir ve bu etki, mantardaki aktif bilesiklerin tümör hücreleri üzerindeki direk sitotoksik (öldürücü) etkilerinden kaynaklanmaktadır (Lin ve Zhang, 2004).

GANODERMA REISHI MANTARI KANSERLİ HÜCRELERİ CANLANDIRIR ve TÜMÖRLERİ KÜÇÜLTÜR
GANODERMA REISHI MANTARI KANSERLİ HÜCRELERİ CANLANDIRIR ve TÜMÖRLERİ KÜÇÜLTÜR

Kırmızı Reishi Mantarı | Kanserli hücreleri geriletme ve tümörleri küçültme yönündeki özelliği

Hem bağışıklık sistemi üzerinde etkili olması hem de anti kanser bileşenlerine sahip olması bir ilaç veya karışım için önemli bir avantajdır. Kemoterapi uygulamalarında tümör hücrelerin öldürülmesi amacıyla sadece ilaç verilmektedir. Ancak Çin’de modern tıp uygulamalarında kemoterapi sırasında kontrollü bir şekilde bağışıklık sistemini destekleyici doğal ürünlerin başarı ile uygulandığı görülüyor. Ancak kemoterapiyle birlikte bağışıklık sistemi ilacının gelişigüzel şekilde kullanılması önemli riskleri taşır. Çünkü bağışıklık sistemi ilacı, özellikle iltihabı artıran bazı maddeler taşıyorsa, ciddi advers etkiler ortaya çıkabilir. Bağışıklık sistemi üzerinde ReishiMantarı’nın tedavisi etkili olabilir. Olabilir diyoruz, çünkü bunlar sadece belirli popülâsyonlarla yapılan çalışmaların sonucudur. Daha geniş kapsamlı uygulamalar yapılmalıdır. İlaçlar üzerinde yapılan çalışmalar çok uzun sürer. Bir sentetik ilacın piyasaya çıkması için genellikle verilen zaman 10 yıllık bir süreçtir. Bitkisel ilaçlarda ise durum daha komplikedir, çünkü daha çok bileşen vardır. Bu bileşenlerin her birisinin etkisini gösterebilmek uzun bir süreci gerektirebilir. Diğer taraftan bunlar, yüzlerce yıldır halk arasında gerçekleşen tedavide kullanıldığı için bunların etki profilinin bu özel bileşenlerine inmeden belirlenmeye çalışılması bu konuda önemli bir avantaj sağlayabilecektir. Çünkü neticede bunlar mantardır. Yapılan çalışmalar açık bir şekilde gösteriyor ki uzun süreçte kullanıldığında hiçbir belirgin yan tesiri yoktur ve bu önemli bir avantajdır. Yan tesirsiz hiçbir şey yoktur. Suyun bile yan tesiri vardır. Önemli olan bunun yeterli miktarını ayarlayabilmektir.

Prof. Dr. Erdem YEŞİLADA

Kanser tedavisinde en çok kullanılan mantar Kırmızı Reishi Mantarı’dır. Kırmızı Reishi Mantarı’nın kansere karşı etkisi kanser hücrelerine karşı toksik olmasına, iltihap azaltıcı etkisine ve immün modülatör etkisine bağlanmaktadır. En çok etkili olduğu kanserlerin başındameme, prostat ve akciğer kanserleri gelmektedir.

Prof. Dr. Ahmet AYDIN
BEYİN TÜMÖRÜ ve REISHI MANTARI MUCİZESİ
BEYİN TÜMÖRÜ ve REISHI MANTARI MUCİZESİ

Reishi mantarını özellikle Japonya’nın tanınmış doktorlarından Profesör Dr. Fukumi Morishige çeşitli hastalarında bu mantarı tedaviye destek veya alternatif olarak uygulamıştır. Dr. Morishige şu an Amerika’da Nobel ödülü kazanmış ünlü bilimadamı Linus Pauling tarafından kurulmuş Linus Pauling Bilim ve Tıp Enstitüsünde reishi mantarının kanser hastalarında tıbbi kullanımı alanında araştırma yapmaktadır.

Doktor Morishige reishi ile tanışması ile ilgili ilk anekdotlarını şöyle anlatıyor:

37 yıldır cerrah olarak çeşitli operasyonlar gerçekliştirdim. Cerrah olarak pek çok kanser vakası ile karşı karşıya geldim. Haziran 1986′da 39 yaşında bir bayan bana akciğer kanseri ve çeşitli akciğer problemleri ile geldi. Çeşitli hastanelere başvuran hastaya ameliyat dahi edilemeyeceği söylenmişti. Umutsuz bir durumda idi. Eve döndüğünde kocası hastaya reishi mantarı vermeye başlamış. Hastayı muayene ettiğimde gördüklerim beni çok şaşırttı. 6 ay önce kanserin yanısıra gögüs boşluğunda ödem vardı ve şimdi bu ödem tamamen kaybolmuştu. Çok yakında öleceği için cenaze defin işlemlerini yaptırmaya başlamış biri için bu inanılmaz umut verici bir haberdi. Röntgen filmleri ne göre hastada kanserden eser görünmüyordu. Hasta kesinlikle başka tedaviler uygulamadığını bunun eşinin verdiği reishi mantarının bir sonucu olduğunu söylüyordu. Hesabıma göre kocası ona günde yaklaşık 4 gram kadar reishi ekstresi veriyordu bu da oldukça fazla bir dozajdı. Durumu incelemek için bir operasyon yapıp akciğer zarından örnek aldık. Yaptığım biyopside gördümki alınan örnekte çok az miktarda kanserli hücre kalmıştı ve durum tamamen kontrol altında idi.

Reishi hakkındaki ikinci ilginç vaka da bana gelen bir çocuktur. Hasta 5 yaşında ilen doğuştan karaciğer kanserine yakalanmış ve kanser bağırsaklarına kadar yayılmıştı. Doktorlar kanserli bağırsağın bir bölümünü almış ancak durumun umutsuz olduğunu söyleyip tedaviyi tamamen bırakmışlardı. Haberi alan anne baba çocuğu eve getirip boğazına takılı olan tüpten reishi vermeye başlamışlar. Hasta bana geldiğinde 9 yaşında idi! Ve bir doktor olarak ben yapılan çeşitli taramalara rağmen hiçbir hastalığa rastlamadım. Hastanın sadece bir kaç gram reishi ekstresi ile doğuştan olan ve ölümcül olan karaciğer kanserinden iyileşmesi beni şaşırtmıştı. Şayet bir kimse hiçbir tedavi uygulamayıp sadece reishi alarak ölümcül bir hastalıktan kurtulduysa bu madde ne olursa olsun araştırmalıdır ben de öyle yaptım.

Bundan sonra Doktor Morishige güvenilir bir Japon firmasından elde ettiği reishi ekstresini C vitamini ile birleştirerek hastalarına vermeye başlamış. İki gruba ayrılan çeşitli kanserlere sahip hastaların bir kısmına standard tedaviler uygulamış diğer kısmına ise ek olarak reishi ve C vitamini vermiş. Metastatik kanserlere sahip 140 hastanın tamamını uyguladığı bu yöntem ile iyileştirmiş. 1988 yılında tedaviyi test ettiği hastaların sayısı 300 olmuş.

Doktor Morishige’ye göre reishi’nin bu etkisi içerdiği polysakkaritler yüzünden imiş. Bunlar vücudun bağışıklık sistemini harekete geçirip kanser hücrelerinin yok edilmesini sağlıyormuş. Kanser hastalarının pek çoğu zaten normal tedavileri sırasında çok zayıflayan bir bağışıklık sistemine sahip oluyorlar. Bu yüzden de basit hastalıklar dahi bu hastalarda ciddi sonuçlara yol açabiliyor. Reishi sırf bu etkisi yüzünden dahi tümörlü hastalara bir umut olabilir.

Beyin tümörü üzerinde etkisi
Dr Morishige’nin reishi mantarı kullandığı hastalardan biri de 70 yaşın üstünde bir beyin tümörü hastası. Hastanın beyninde5cm büyüklüğünde bir tümör bulunmaktaydı ve ameliyata rağmen hasta bilincini yitirmiş durumda idi. Reishi tedavisine Haziran ayında başlandı ve Eylül ayında hasta yeniden bilincine kavuştu ancak tümörün boyutlarında herhangi bir değişme gözlemlenememişti. Fakat Aralık ayına gelindiğinde nörologları bile şaşırtacak bir gelişme oldu ve tümör küçüldü. Hasta şu an kendini gayet iyi hissetmekte. Başlangıç olarak bilincini yitirmiş hastaya midesine bağlanan borudan 6gram reishi ekstresi verildi. Hasta yeniden bilincini kazandıktan sonra da ağızdan verilmeye başlanıldı. Hasta mantarın tadından hoşlanmadığı için mantarın dozu 3grama düşürüşdü. Dozaj düşürüldüğü halde bile tümör küçülmeye devam etti ve en sonunda 1cm boyuna indi. Hasta sağlığına kavuşması ile birlikte hastaneden ayrılarak ailesinin yanına döndü.

KAYNAKLAR
Ganoderma lucidum induced apoptosis in NB4 human leukemia cells: Involvement of Akt and Erk. Calviño E, Manjón JL, Sancho P, Tejedor MC, Herráez A, Diez JC.J Ethnopharmacol. 2010 Mar 2;128(1):71-78. Epub 2009 Dec 29.
Ganoderma lucidum extracts inhibited leukemia WEHI-3 cells in BALB/c mice and promoted an immune response in vivo. Chang YH, Yang JS, Yang JL, Wu CL, Chang SJ, Lu KW, Lin JJ, Hsia TC, Lin YT, Ho CC, Wood WG, Chung JG. Biosci Biotechnol Biochem. 2009 Dec;73(12):2589-94. Epub 2009 Dec 7.
Ganoderma lucidum: a potent pharmacological macrofungus. Sanodiya BS, Thakur GS, Baghel RK, Prasad GB, Bisen PS. Curr Pharm Biotechnol. 2009 Dec;10(8):717-42.
Prevention of cisplatin induced nephrotoxicity by terpenes isolated from Ganoderma lucidum occurring in Southern Parts of India. Pillai TG, John M, Sara Thomas G. Exp Toxicol Pathol. 2009 Dec 2.
KIRMIZI REISHI MANTARI
DANIŞMA HATTI: 0552 2411000
Reishi Mantarı ve Faydaları Hakkında Detaylı Bilgi Almak için 7/24 Arayabilirsiniz.
REISHI MANTARI ve KANSERE ETKİLERİ
REISHI MANTARI ve KANSERE ETKİLERİ
Prof.Dr.Ahmet AYDIN

Kanser tedavisinde en çok kullanılan mantar Kırmızı Reishi Mantarı’dır. Kırmızı Reishi Mantarı’nın kansere karşı etkisi kanser hücrelerine karşı toksik olmasına, iltihap azaltıcı etkisine ve immün modülatör etkisine bağlanmaktadır. En çok etkili olduğu kanserlerin başındameme, prostat ve akciğer kanserleri gelmektedir.

Her geçen gün artan kanser vakaları, yaş sınırının gittikçe gençleşmesi bu hastalığı hepimiz için korkulu rüya haline getirdi. Peki nedir bu illet, bu illetten kurtulmak, korunmak mümkün mü, çaresi var mı?

Hayatımızı sürdürebilmemiz için hücrelerimizin sürekli yenilenmesi yani bölünüp çoğalması gerekir. Yaşam süresini dolduran hücreler vücuttan atılır, yenileri oluşur. Bu denge genlerimizin kontrolü altındadır. Bazı genler hücrelerin bölünüp çoğalmasını sağlarken bazıları da aşırı hücre üremesini dizginler.

Çocukluk çağı dışında yaşlanan hücrelerle yeni yapılanlar hemen hemen birbirine eşittir. Yani mekanizma açısından bakarsak kanser, aşırı hücre üremesinin dizginlenememesine, yani yıkımdan çok yapım olmasına verilen addır.Beslenme, hava kirliliği, radyasyon, sigara, çevre kirliliği, gıda katkı maddeleri ve çeşitli toksinlerin yaptığı hasar gen fonksiyonlarını bozduğu (mütasyon)için hücreler aşırı şekilde ürer. Hücrelerin aşırı şekilde üremesini dizginleyen genler ise aktiviteleri azaldığı ya da bu aşırılıklarla baş edemediği için kanser oluşur.Yiyeceklerimiz ya da diğer çevresel faktörlerde bulunan kanser ajanları DNA’larımıza bağlanarak hasara uğratır. Hasar kritik düzeye ulaşınca da normal hücreler kanserli hücreler haline dönüşür. Sağlıklı bir insan vücudunda bulunan DNA onarım enzimleri ve diğer gen koruyucu mekanizmaları 24 saat içinde hasarın yüzde 90’ını temizler. Her insan hücresinde günde yaklaşık 10 bin mütasyon olur. Eğer DNA onarım enzimleri yoksa ya da yetersiz çalışıyorlarsa bu mütasyonlar hızla kansere yol açar.

Hücrelerin DNA onarım kapasiteleri sınırlıdır; sonsuz değildir. Bu nedenle gen koruyucu mekanizmalar son derece önemlidir. Genlerin korunmasındaki en önemli faktör ise onları besleyen besin maddeleri ve vitaminlerdir.

Kanserlerin yaklaşık yüzde 80’inde neden bellidir. Vakaların yarısından fazlasını akciğer, kalın bağırsak, meme ve prostat kanserleri oluşturuyor. Akciğer kanseri beslenmeyle de ilgisi olmasına rağmen daha çok sigara tüketimi ile ilişkilidir. Kalın bağırsak, meme ve prostat kanserleri ise daha çok beslenmeye bağlıdır. AIDS, Ebstein-Barr virüsü (öpücük hastalığı) ve B hepatiti virüsü gibi enfeksiyonlar da başlıca kanser nedenleri arasında yer alır. Bu arada önemli nedenler arasında radyasyon, elektromanyetik dalgalar, tarım ilaçları, gıda katkı maddeleri, GDO’lu yiyecekler, ağır metaller ve diğer kimyasal toksinler fiziksel ve kimyasal zararlılar başı çekmektedir.
Kemoterapi ve radyoterapi tümörün büyümesini azaltabilir ama her zaman tümörü yok edemez. Yok etse bile tümörün tekrarlama olasılığı vardır. Kemoterapi, radyoterapi ve cerrahiden oluşan klasik kanser tedavisinin etkinliği birçok organ tümöründe artık plato çizmeye başladı. Artık tedavi başarısında hissedilir bir artış olmuyor. Ayrıca standart tedavi sırasında akut bir toksisite oluşması da önemli bir risktir. Bu nedenle klasik tedavinin toksisitesini azaltacak ve tümör eritici etkisini artıracak araçlar kanser tedavisinin başarısını artırabilecektir.

İşte makro besinler, vitaminler, mineraller ve flavonoidler bu araçların başında gelmektedir.

“Aslında erken teşhis için harcadığımız emeğin yarısını erken korunmaya harcasak, kanseri azaltabiliriz.”
Kanser oranları sizce neden artıyor?  Bunun iki temel neden var; 1. Beslenmede yapılan hatalar, 2. Toksinler. Son yarım yüzyılda piyasaya 80.000 kimyasal maddenin girdiğini düşünürseniz sorunun büyüklüğünü anlayabilirsiniz.

Kanser neden en çok şekeri sever? Son yıllarda beslenme düzenimizdeki en olumsuz değişim rafine şeker ve unlu gıdaların aşırı bir şekilde tüketilmesidir. Aşırı şeker tüketimi ile kanser arasındaki ilişki iki kez Nobel Tıp Ödülü alan (1931 ve 1944) Alman Otto Warburg tarafından ortaya koyuldu. Warburg kanser hücrelerinin sağlıklı hücrelerden farklı bir metabolizması olduğunu göstermiştir. Kanser hücreleri şekeri kuru bir süngerin suyu emmesi gibi emer. Kanser hücreleri sağlıklı hücrelere göre 3-5 kat daha fazla şeker kullanır.Şekerin tek zararı kanser dokusunu beslemesi değil. Aşırı un ve şeker tüketimi insülin direncine (metabolik sendrom) yani hiperinsülinizme yol açar. Hiperinsülinizm, insüline benzer büyüme faktörü (IGF-1) düzeyini artırır. Serbest IGF-1 hemen hemen bütün dokularda hücre üremesini kontrolsüz bir şekilde artırarak kansere neden olur. Normal tartılılarla kıyaslandığında vücut kitle endeksi 40’ın üzerinde olanlarda, yüzde 50-60 oranında daha fazla kanser görülmektedir. Sadece son 10 yılda Türkiye’deki şişmanlık iki kat arttı. Kanserdeki artıştan sorumlu olan faktörlerin başında da şişmanlık gelir.

Bilindiği gibi her kronik hastada C vitamini düzeyleri düşüktür. Fakat kanserli hastalarda bu oran çok daha düşüktür. Çünkü kanser hücreleri C vitaminini tıpkı bir vantuz gibi içlerine çeker ve vücudun zaten az olan C vitamini depolarını iyice tüketir. Peki kanser hücreleri C vitaminini severler mi? Aslında hayır. Ama onu glükoz zannederler. Çünkü C vitamininin molekül yapısı glükoza çok benzer. Bu nedenle kanser hücreleri C vitaminini glükoz zannederek içlerine çeker. Yani eğer kanda çok yüksek miktarda askorbik asit varsa kanserli dokuya geçen C vitamini miktarı da artar.

Kırmızı Reishi Mantarı (G. Lucidum) çeşitli hastalıkların tedavisinde en çok kullanılan mantardır ve hastalıkların tedavisinde rol oyanayan birçok mekanizması vardır. Bu özellikleri büyük ölçüde polisakkaritlerden çok zengin olmasına bağlıdır. Mantarın yaklaşık %40’ı beta glukandır. Triterpenoidlerden de oldukça zengindir.Kırmızı Reishi Mantarı aşağıdaki özellikleri nedeni ile birçok hastalığın tedavisinde etkilidir.- Histamin salgısını azaltmak- Karaciğer koruyucusu- Tansiyonu düşürmek (ACE inhibisyonu)- Kolesterol sentezini azaltmak- İltihabı azaltmak- Apoptozu sağlamak- Antioksidan etki- Antimikrobik etki- Immün modülasyon- Sakinleştirici etki- Anti-kanser etki Bu hastalıkların başında alerji, karaciğer hastalıkları, hipertansiyon romatoid artit ve en önemlisi kanserler gelmektedir. Kırmızı Reishi Mantarı’na ‘Ölümsüzlük Mantarı’ diyenler de vardır.

Kanser tedavisinde en çok kullanılan mantar Kırmızı Reishi Mantarı’dır. Kırmızı Reishi Mantarı’nın kansere karşı etkisi kanser hücrelerine karşı toksik olmasına, iltihap azaltıcı etkisine ve immün modülatör etkisine bağlanmaktadır. En çok etkili olduğu kanserlerin başında meme, prostat ve akciğer kanserleri gelmektedir.

Kırmızı Reishi Mantarı’nın kanser tedavisine destekleyici olduğu, kemoterapinin yan etkilerini azalttığı yönünde bilimsel araştırma sonuçları var. Ben de bu görüşü paylaşıyorum ve hastalarıma öneriyorum.

Prof.Dr.Ahmet AYDIN
İstanbul Üni. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi

REISHI MANTARININ KANSERE ETKİLERİ
REISHI MANTARININ KANSERE ETKİLERİ
Dr.Soner Dilekli

Kırmızı Reishi Mantarının en büyük özelliği Bağışıklık Sistemi üzerinde ciddi katkılar yapması, bağışıklık sistemini güçlendirmesi.” “Kanserden tutun, gribal hastalıklar, karaciğer hastalıkları, şeker hastalığı gibi birçok hastalığın temelinde bağışıklık sistemindeki bozukluklar yatıyor. Bilimin ileride amacı da bağışıklık sistemini güçlendirerek hastalıklarla mücadele etmektir. “Uzakdoğu’nun yanı sıra artık Avrupa ve Amerika’nın önemli üniversitelerinde yapılan araştırmalarda çok olumlu sonuçlar alındı. Reishi mantarı birçok kanser tedavilerinde kullanılmaya başlanmış.”

Meme Kanserinde Kırmızı Reishi Mantarı Mucizesi
Kanser riski artıkça insanlar koruyucu tedbirlere başvuruyor. Amerika İndianapolis’teki Kanser Araştırma laboratuarında Kırmızı Reishi Mantarı’nın meme kanserindeki etkileri üzerine yapılan bilimsel çalışmalarda; özellikle hızlı yayılma eğilimi olan meme kanserinde ve meta statik meme kanserlerinde koruyucu ve tedaviyi destekleyici etkileri gözlemlendi. ‘Türk halkı kanser riski altında ve kanserle mücadelede onkolojide üç-beş ilaç haricinde gerçek ilerleme yok’ şeklindeki açıklamalarıyla dikkat çeken İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Öğretim Görevlisi Uzm. Dr. Yavuz Dizdar’a konuyla ilgili sorularımızı yönelttik…

Haber- Röportaj: Nilay Yıldırım
‘Ölümsüzlük Mantarı’ olarak da bilinen Kırmızı Reishi Mantarı ile ilgili bugüne kadar yapılan birçok bilimsel araştırma, bu mantarın kanserli hücreleri geriletmek, tümörleri küçültmek, bağışıklık sistemini güçlendirmek yönünde yararlı özellikleri yanı sıra kansere karşı koruyucu etkilerini ortaya koymuştur. Son günlerde yaptığı açıklamalarla kanser konusuna dikkat çeken İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Öğretim Görevlisi Uzm. Dr. Yavuz Dizdar’a kanser, kanser tedavisi- destek tedavi yöntemleri
ve Kırmızı Reishi Mantarı ile ilgili görüşlerini sorduk.

-‘’Ülkemizde kanser vakalarının görülme sıklığındaki artış, yaş kaymasını da beraberinde getirdi. Normalde 60-70 yaş aralığındaki kanser hastalığı şimdi 25-40 yaş grubu arasında bile rastlanır hale geldi. ‘Tüm halkımız kanser riski altında’ şeklindeki açıklamanız biraz ürkütücü değil mi?

Şunu çok net söyleyebilirim ki, Türkiye’de herkesin dokusunda tarım ilacı artığı var. Bu son nokta analizi. Herkes bir şekilde zehirleniyor. Vücudumuza 15 yıl önce hiç kullanmadığımız şeyleri alıyoruz. Mesela Türkiye’de fructose şurubu diye bir şey söz konusu değildi, şu anda fructose şurubu bütün meşrubatların içerisinde var. 2001 yılından bu yana bu böyle. Ve bunun pankreas kanserine neden olduğunu kanıtlayan birçok çalışma var. Yani tartışılacak bir durum yok. Buna rağmen ısrarla bu hata sürdürülüyor.

Sebze ve meyvelerin eskisi gibi olmadığını belli bir yaşın üzerindeki insanlar biliyor. Domatesler, biberler böyle değildi. Turfanda kavramı vardı ama şu an mevsiminde de aldığınız şeyin yenilebilir bir şey olup olmadığı belli değil. Süt, yoğurt ekşimiyor, ekmekler bayatlamıyor. Bütün endüstrinin algısı ‘Uzun Ömür’. Yani ürettiği ürünün ömrü uzun olsun. Ürünün ömrü uzun olunca, bizim ömrümüzden çalıyor. Hamburgeri 1 yıl saklayın hiçbir şey olmuyor, kuruyup kalıyor. Plastik gibi. Bir et nasıl kokuşmaz, küflenmez, bozulmaz? Bunun böyle olması için etin içerisinde katkı maddeleri olması gerekiyor. Biz bunları yiyoruz ve yediklerimiz ile bizim vücudumuza geçiyor. Vücudumuzda değişiklikler yapıyor. Bunun geri dönüşü veya vücuttan atılması mümkün değil. O zaman buhastalıklar da tabii ki 10-20 yıl öncesine göre farklı hastalıklar olacak. Genç yaşta hiç görülmeyen prostat kanserleri artık genç yaşta görülüyor. 40-45 yaşında prostat kanserleri geliyor artık. Meme kanserlerinin 25 30 yaşlarında görülmesi rutin oldu. Her ay böyle genç kanser hastaları geliyor.

-Kanser günümüzde değişti mi?

Biz kanser tedavisinde bundan 40-50 yıl önceki hastalık tablolarını esas alıyoruz. Bu hata. Çünkü o zamanki kanserlerin nedeni farklıydı. Bugünkü kanserlerin nedeni farklı. Dolayısıyla klinik tablonun da farklı olmasında şaşıracak bir şey yok. O zaman gümbürtülüydü, şimdi sessizleşti. Demek ki bu hastalıkların tarzı, seyri değişti. Biz de tedavi yaklaşımlarımızı buna göre değiştireceğiz. Ya da bu değişikliğe neden nedir öncelikle bunu anlamaya çalışacağız. İnsanlar 10-20 yıl önceki yaşama koşullarında yaşamıyorlar artık bu koşulların dışına çıktık. Endüstri yüzünden böyle oldu. Vücut bağışıklık sistemini dengeli beslenme ile desteklersiniz ama arkasında bir gücü olmayan bir sistemi desteklemek ne kadar başarılı olur bilemem. Var olanı destekleyebilirsin. Şu an elimizde bir şey yok zaten. Bağışıklık sistemine yardım etmek lazım. Binlerce yıldır denenmiş, yerleşik geleneğin önerdiği şeyler yapılabilir. Bunlardan biri de Kırmızı Reishi Mantarı olabilir.

-Beslenme alışkanlıkları, piyasadaki yiyecek maddeleri, vb. etkenler insanları kansere daha da yaklaştırırken ne yapmak gerekiyor?

Bizim adını bağışıklık olarak koyduğumuz bir sistem var ama bu sistemin birbirinden çok farklı fonksiyonları var. Bağışıklık sistemimiz çöküyor mu? Bağışıklık sistemimizin çok iyi durumda olduğunu söylemek mümkün değil. Çökmekten öte hatalı reaksiyonlar veriyor demek daha doğru olur. Mevcut hastalıkların bir kısmının bağışıklık sisteminin farklı çalışmaya başlamasından kaynaklandığını düşünüyorum. Mesela eskiden birinin bir şeye alerjisi vardır, karşılaştığı zaman hapşırır tıksırır, şimdi öyle değil. Ortaya çıkan klinik tablolar açıklanamıyor. Bütün doktorlarda bir sıkıntı var. Bu TUS jenerasyonu, Tıpta Uzmanlık Sınavında yetişen nesil, klinik bilgi yönünden çok zayıflar. Mevcut doktorların kemikten tümörü ayırt edebilecek bilgisi yok. Bu durumda yapabileceğiniz bir şeyiniz kalmıyor. Bunlar çünkü o zaman otomatize olarak ne denirse onu yapmaya başlıyorlar.

Bunları alıyorsunuz kongrelere götürüyorsunuz önlerine tedavi algoritmaları koyuyorsunuz. Bu öyle olursa şunu şöyle yapıyorsun diyorsun. Bu kadarını zaten vatandaş da açar kitabı bakar. Senin doktor olarak görevin bunun doğru olup olmadığını anlamak. Vatandaşın gerçek derdini anlamak. Onun fark etmediği şeyler var mı, tanıya doğru ulaşabiliyor muyum, tanıyı doğru koyabiliyor muyum, bunlara bakmak lazım. Bunu yapamayan doktor da sürekli ya tetkik istiyor ya da yuvarlıyor konuları. Mesela diyor ki sizde astım başlangıcı var; astım başlangıcı diye bir tanı yok!!! Sizde KOAH başlangıcı var, 3 tane ilaç başlayalım sizde; güzel kardeşim koah başlangıcı diye bir tablo yok ki ortada. Çünkü öyle bir tanı yok!!! Aslında olmayan bir şey ya da çok hafif bir şey, beklese zaten kendiliğinden geçecek ama 3 tane ilaç başlandığında, vücut o ilaca adapte olmaya başlıyor, o zaman ilacı kesseniz bir türlü kesmeseniz bir türlü. O ilacın etkisini geçirmek için başka ilaç vermeye başlıyorsunuz ve sonuçta bir girdaba dönüşüyor. Şu an bizim toplumumuz ortalama olarak sağlıklı değil. Halkımız artık bunun farkında ve farklı şeylere yönelmeye başladı.

-Kanser vakalarındaki artışla birlikte hastalar destek tedavilere başvurmaya başladılar. Hastalar hangi aşamada destek tedavi yöntemlerine başvurabilirler?

Hastalar kuşkusuz alternatif tedavi arayışına da giriyorlar, bu haklı bir taleptir. Alternatif ve tamamlayıcı tedavilerde sorunumuz bilimsel verilerin genellikle yeterli olmaması. Hasta tıbbi tedaviyi de aldığından hangi tedavinin gerçekten etkili olduğu saptanamıyor. Ancak bazı seçenekler var ki, bunlar gelenek içerisinde binlerce yıldır uygulanmakta. İşte bunların etkili olabileceklerinin en önemli desteği de bu binlerce yıllık süreçten “süzülmüş” olmalarından kaynaklanıyor.

Dr.Soner Dilekli
Acıbadem Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı
REISHI MANTARININ FAYDALI OLDUĞU KANSER TÜRLERİ
REISHI MANTARININ FAYDALI OLDUĞU KANSER TÜRLERİ
Reishi Market

Bir mantar türü olup ‘lingzhi’, ‘ganoderma lucidum’ veya ‘ölümsüzlük man¬tarı’ olarak da anılmaktadır. Mantarın baş ve gövdesi 4000 yıldan uzun süredir geleneksel Çin tıbbında tedavi için kullanılmaktadır. Kansere karşı etkili oldu¬ğu ve bağışıklık sistemini uyardığı gösterilmiştir. Özellikle Uzakdoğu ülkele¬rinde yaygın olarak kullanılmakta olup yaşlanmaya karşı, antioksidan, alerji, tansiyon yüksekliği ile şeker hastalığına karşı yararlı olduğuna inanılmaktadır. Ayrıca radyoterapi ve kemoterapinin yan etkilerini azalttığı ileri sürülmektedir.

Kanser hastalarında yararlı olabileceği düşünülen ürünlerden birisidir. İçinde temel etkili madde beta-D glucan’dır. Kanser hastalarında yapılan çalışmalarda bağışıklık sistemini uyardığı, bir çalışmada da akciğer kanseri olan hastalarda yaşam kalitesini yüzde 65 iyileştirdiği gösterilmiştir. Bağışıklık hücrelerinin işlevini artırdığı birçok çalışmada gösterilmiştir. Fakat klinik çalışmalarda hastaların bir kısmında bağışıklık sistemini baskıladığı da gösterilmiştir. Reishi mantarına karşı insanların yanıtlarının farklı olabileceği düşünülmektedir. Bu nedenle özellikle kemoterapi ile beraber kullanılmasında dikkatli olunmalıdır. Laboratuvar çalışmalarında meme ve prostat kanseri hücrelerinin yayılma riskini azalttığı, çeşitli kanser hücrelerini öldürdüğü ve kanserin damarlanmasını engellediği gösterilmiştir. Lösemi, meme, sarkom, kalınbağırsak, karaciğer, mesane (idrar yolları ve idrar torbası) ve prostat kanseri hücrelerini öldürmektedir. Fakat bu etkinin insanlarda sağlanması için gerekli dozları hakkında bir bilgi bulunmamaktadır. Sağlıklı insanlarda yapılan bir çalışmada 1.44 gram/gün kapsül formunda veya 13,2 gram/gün taze man¬tar formunda reishi mantarı verilmesinin belirgin bir yan etkisi bulunmadığı, kanda antioksidan kapasitenin belirgin arttığı saptanmıştır.

Kullanım şekli: Yüzde 4 triterpenlere veya yüzde 10-12,5 polisakkarit içe¬riğine göre standardize edilmiş ürünlerinin kullanılması önerilmektedir. Kul¬lanım dozu olarak günde dört defa 250 miligramdık standardize ekstrakt alın¬ması tavsiye edilmektedir.

Uyarılar:
• Yan etki olarak ağız ve boğaz kuruması, cilt kuruluğu, kusma, mide-bağırsak yakınmaları görülebilmektedir.
• Kanama riskini artırabileceği için pıhtılaşmayı engelleyen ilaçlarla birlikte kullanılması tehlikeli olabilir.
• Tansiyon düşürücü etkisi nedeni ile tansiyon ilaçlarının etkisini artırabilir.
• Otoimmun hastalıklarda (lupus, romatoid artrit) ve organ nakli olmuş hastalarda bağışıklık yan
REISHI MANTARININ KANSERE KARŞI KORUYUCU ETKİLERİ
REISHI MANTARININ KANSERE KARŞI KORUYUCU ETKİLERİ
Reishi Market

Kanser tümörlerine karsı Ganoderma lucidum (Reishi) bilesenlerinin etkili oldugu birçok bilimsel arastırmada gösterilmistir.
(Maruyama ve ark., 1989; Sliva ve ark., 2002; Hu ve ark., 2002; Liu ve ark., 2002; Lu ve ark., 2002; Jiang ve ark. 2008; Nonaka ve ark. 2008; Yue ve ark., 2008).

Bu konuda yapılmış olan bilimsel çalısmaları görmek için http://www.pubmed.com/ adresinde “Ganoderma lucidum cancer” kelimeleri ile tarama yapabilirsiniz. 01/09/2017 tarihli itibariyle PUBMED 353 arastırma sonucu vermektedir.

Radyoterapiden önce veya sonra alınması hiç fark etmez; lökosit, eritrosit ve trombosit seviyeleri en kısa sürede normale dönmektedir.

Efsane mantar Ganoderma lucidum, terminal kanser hastalarında morfin kullanımını azaltırken bagısıklık hücrelerinin sayısının artmasını saglayarak ameliyat sonrası hastaların iyilesmesini hızlandırmaktadır.

Amerika Birlesik Devletleri’nde Methodist Arastırma Enstitüsü Kanser Arastırma Laboratuvarı’nda yapılan bir arastırmada G. lucidum mantarından elde edilen ganoderik asit A ve H adlı triterpenlerin gögüs kanseri hücrelerinin büyümesini ve yayılmasını durdurdugu gözlenmistir (Jiang ve ark. 2008). Ganoderma lucidum’un suda elde edilen özütünün kolon kanserine karsı koruyucu oldugu bulunmustur (Lu ve ark., 2002).

2002 yılında Cancer Letters dergisinde yayınlanan bir makalede Ganoderma lucidum’un sporlarından elde edilen yagların hepatoma (karaciger tümörü), sarcoma (bağ dokusu habis tümörü) ve reticulocyte sarcoma (genç eritrosit tümörü) tümörlerinin büyümesini % 80-90 oranında engelledigi bildirilmistir (Liu ve ark., 2002).

Asagıda özetini gördügünüz arastırmada G. lucidum’un kanser hücrelerinin metastazını durdurdugu gözlenmistir (Nonaka ve ark. 2008).

Asagıda gördügünüz derlemede Ganoderma lucidum’un bagısıklık sistemi üzerindeki olumu etkilerinden ve anti-tümör aktivitesinden bahsedilmektedir. Bu makalede Ganoderma’nın suda elde edilen özütünün ve bu mantardan elde edilen polisakkaritlerin bağışıklığı arttırıcı etkisi sayesinde çesitli tümörlü hayvanlarda ciddi anti-tümör aktivitesi gösterdigi belirtilmektedir. Yakın zamanda yapılan çalısmalar göstermistir ki Ganoderma lucidum’un alkolle elde edilen özütü ve bu mantardan elde edilen triterpenler de anti-tümör etkiye sahiptir ve bu etki, mantardaki aktif bilesiklerin tümör hücreleri üzerindeki direk sitotoksik (öldürücü) etkilerinden kaynaklanmaktadır (Lin ve Zhang, 2004).
REISHI MANTARI ve KANSER TEDAVİSİ
REISHI MANTARI ve KANSER TEDAVİSİ
Reishi Market

Kanser tedavisinde reishi mantarı hayat kurtarabilir.
Kanser, öğrenildiği anda morali ve yaşama sevinci alt üst olan kanser hastaları için zorlu bir süreçtir. Hastaların çoğu ağır bir tedavi süreci göreceklerini eş dosttan duydukları kadarı ile bilirler. Kanser hakkında görüşler- itiraf edilmese de- genelde şudur: kanser hastası, er ya da geç, kanser veya ağır tedavisi yüzünden ölecektir.

Kanser Tedavisi
Kanser tedavisi akla hemen kemoterapi süreçlerini getirir. Çoğu hasta ve yakınları, kanser denilince saçları döken, gözlerdeki feri söndüren, bulantılar yaratan kemoterapi tedavisinden çekinmektedir. Böylesine zorlu bir tedavi, herkesin çekinmesine sebep olur aslında çünkü kemoterapi, kanser hücreleri ile sağlıklı hücreleri birbirinden ayırmadan hepsini öldüren bir çeşit zehirdir.

Kanser tedavisi, sadece kemoterapi değildir. Kanserin türüne göre ameliyat, radyoterapi, hormon terapi gibi tedavi yöntemleri hastaları kanserden kurtarmak için seferber edilmektedir. Ancak kanser tedavisi, detaylara inildiğinde anlaşıldığı üzere tahmin ettiğimizden daha zahmetli bir süreçtir. Modern tıp, henüz kesin bir tedavi yöntemi bulamamıştır.

Kanser hastaları; iyileşmek için şu konularda bilgili ve proaktif olmalıdırlar:
kanser, bazı hastalarda tedavi edilmektedir
kanser, bağışıklığı güçlü hastalarda daha hızlı tedavi edilmektedir
kanser, morali yüksek hastalarda daha yavaş ilerlemektedir
kanser tedavisi, sağlıklı beslenme ve spor alışkanlığı edinen hastalarda daha kolaydır
kanser, aile ve dostlarından moral destek alan hastalarda yavaş ilerlemektedir
başarılı kanser tedavisi ile güçlü bağışıklık sistemi arasındaki bağlantı çok güçlüdür
Reishi mantarının kanser tedavisindeki rolü nedir, tedaviye katkısı nasıl olur? Açıklayalım...

Reishi Mantarı, kanser tedavisi sırasında hastaların baş ucunda olması gereken, güçlü tedavi edici etkileri olan bir mantar türüdür. Reishi mantarı, bağışıklık sistemini kemoterapi sırasında dahi güçlü tutar.

Kanser hastaları ve yakınları, tedavi süreci hakkında bilgi sahibi olduğunda, reishi mantarı kullanmanın tedavinin başarılı veya başarısız olmasına ne kadar etki edebileceğini anlayacaktırlar. Güçlü bağışıklık sistemi, kanser ile mücadele eden bir hasta için olmazsa olmaz bir gerekliliktir.

Kanser tedavisi, zayıf bağışıklığı olan bir hasta için, rüzgarlı bir günde ip üstünde yürüyen bir cambazın çabası gibidir. Şartlar, her an hastanın aleyhinde değişebilir.

Neden mi ?
Bağışıklık Sistemi
Vücudumuzda kanser ile mücadele eden mekanizma bağışıklık sistemidir. Güçlü bir bağışıklık, zayıf bağışıklığı olan kişilere kıyasla kanser olma ihtimalini azaltır. Kanser, tek bir hücre olarak oluşur; bu aşamada bağışıklık sistemi bu hücreyi tespit eder ve öldürür. Bağışıklık sistemimiz, kanser hücresini tespit edemezse, bu hücre hızla bölünerek çoğalmaya başlar. Tek bir kanser hücresi, çoğaldıkça zayıf bağışıklık tarafından zaptedilmesi daha zor bir kanser dokusu halini alır. Kanser tedavisi, genelde bu aşamada başlar. Hastalar, büyüyen kanser dokusunun vücutta yaptığı tahribat sonrasında oluşan etkileri hissetmeye başlar ve tıbbi destek için doktoruna danışır. Sonrasında pek çoğumuzun detaylarını bilmediği zorlu bir süreç başlar.

Güçlü Bağışıklık Sistemi
Kanser hücresi ilk oluştuğunda bağışıklık sistemi tespit edip öldürse ne olurdu? Kanser oluşmazdı. Tedavi gerekmezdi. Bu zorlu süreçler yaşanmazdı. Bağışıklık sistemi üzerinde ısrarla durmamızın sebebi budur.

Aynı durum kanser oluştuktan sonra başlayan kanser tedavisi sırasında da geçerlidir. Kemoterapi ile öldürülmesi planlanan kanser dokusu ile birlikte kanserle savaş mekanizmamız olan bağışıklık sistemimiz de ölmeye başlıyor. Çünkü kemoterapi, hızla bölünen tüm hücrelerimizi öldürmek üzere tasarlanan kimyasallar içerir. Saç hücrelerimiz hızla bölünen hücrelerdendir, bu sebeple saçlar dükülür. Bağışıklık sistemi hücrelerimiz de hızla bölünen hücrelerdendir ve kemoterapi onları da öldürür.

Kanser hücrelerini öldürmek için verilen kemoterapi, kanser tedavisi sırasında hayati önem taşıyan bağışıklık sistemine ciddi zarar verir. Burada amaç, kemoterapi ile tüm kanser hücrelerini öldürmek ve kanseri silip atmaktır. Bu tam olarak gerçekleşirse "hasta kanseri yendi" diyebiliriz. Ancak çoğu durumda süreç böyle sonuçlanmaz. Kemoterapi seansları sona erdiğinde hastaların zayıflamış bağışıklık sistemi hızla bölünen kanser hücrelerini öldürmekte yetersiz kalır ve kanserin yayılmaya(metastaz) riski artar. Kanser tedavisinde, kemoterapi süreci ve sonrasında metastaz yaşanması ihtimali artar.
REISHI MANTARININ KEMOTERAPİ ve RADYOTERAPİYE ETKİLERİ
REISHI MANTARININ KEMOTERAPİ ve RADYOTERAPİYE ETKİLERİ
Reishi Market

KIRMIZI REİSHİ MANTARI, KANDA TAŞINAN OKSİJEN MİKTARINI ARTTIRARAK KLASİK KANSER TEDAVİLERİNDEN RADYOTERAPİ ve KEMOTERAPİNİN TEDAVİ EDİCİ ETKİNLİĞİNİ ARTTIRIR.

Oksijen “Radyasyon duyarlaştırıcı(Radyosensitizer) ve Kemoduyarlaştırıcı(Kemosensitizer)” dIr. Hem radyoterapi, hem de kemoterapi oksijenin bol olduğu ortamda daha etkili olur ve tümör öldürücü etkileri artar. Örneğin ışının istenildiği dozda ulaştırılamadığı dokular ya da tümör nedeniyle tahrip olmuş dokulara kemoterapötik maddenin ulaştırılabilmesi için dozu arttırmak veya dokunun oksijenlenmesini arttırmak gerekir. Kırmızı Reishi mantarı ile kanla taşınan oksijen miktarındaki artış, tümör ve çevresindeki oksijen miktarında artışa neden olur, böylece radyoterapi ve kemoterapi ile daha az dozda daha yüksek etki elde edilebilmektedir. Aynı zamanda oksijenin tümör üzerindeki direkt okside edici (yakıcı) etkisinden de faydalanılmaktadır.

KEMOTERAPİ VE RADYOTERAPİ KABUS OLMAKTAN ÇIKIYOR

Kırmızı Reishi Mantarı kan sirkülasyonunu artırarak ve dokuların iyi oksijenlenmesini sağlayarak, radyoterapi ve kemoterapinin sık görülen yan etkilerini azaltır. Radyoterapi ve kemoterapi alan hastaların eş zamanlı veya bu tedavilerden önce Kırmızı Reishi mantarını kullanmaları durumunda, bu hastalar için artık kemoterapi ve radyoterapi korkulu rüya olmaktan çıkmaktadır. Toksik etkisi olmayan Kırmızı Reishi Mantarı genellikle hücrelerin oksijen uyumunu geliştirir ve oksijenasyon dengesini sağlayarak, tümörün oluşturduğu doku tahribatının tamirini ve dolayısıyla iyileşmesini hızlandırır. Kemoterapi ve/veya radyoterapi alan ve uzun süre yaşayan hastaların en büyük sorunu daha sonra ortaya çıkan geç yan etkilerle ömür boyunca boğuşmaktır. Kırmızı Reishi mantarı ile erken ve geç yan etkiler asgariye indirilebilmektedir.
REISHI MANTARI ve MİDE KANSERİ
REISHI MANTARI ve MİDE KANSERİ
Reishi Market

Reishi mantarının mide kanseri hücrelerine etkilerinin araştırıldığı makalenin özetidir:
Bu araştırmanın amacı, Reishi mantarının mide kanseri hücrelerini nasıl öldürdüğünü anlamaktır.
Araştırmada, Reishi mantarının mide kanseri hücrelerinin sayısını belirgin bir şekilde azalttığı görülmüştür. Reishi mantarı, şu yollarla kanser hücrelerinin ölümünü (apoptosis) sağlamıştır:

1. Kanser hücrelerinin ölümünü sağlayan "Ölüm Receptörü 5" protein miktarını artırarak hücrelerin ölmelerini sağlamıştır.
2. Kanser hücre ölümü (apoptosis) sürecinde mitokondri kaynaklı hücre ölümünü sağlayan caspase-3, caspase-8, caspase-9 ve BID protein salgısını artırmıştır.
3. Kanser hücrelerinin sürekli sağ kalmasını sağlayan IAP proteinlerinin miktarını azaltmıştır.
4. Kanser hücrelerinin ölmelerini engelleyen ve metastaz sürecinde rolü olan AKT protein miktarını azaltmıştır.
Reishi mantarı, bu etkileri sonucunda kanser hücrelerinin ölümünü sağlamıştır.
REISHI MANTARININ KANSERE ve TÜMÖRE ETKİLERİ
REISHI MANTARININ KANSERE ve TÜMÖRE ETKİLERİ
Prof.Dr.Afife Mat

“Tıbbı mantarlar hakkında bilgileri topladık. “Ölümsüzlük Mantarı” diye isimlendirilen Kırmızı Reishi Mantarı hakkında neler yapılmış diye araştırdık. Sitotoksik etkileri sebebiyle kansere karşı kullanıldığını gördük, birçok olumlu diğer etkilerinin yanı sıra anti-oksidan ve anti-tümör etkisi var.

Prof. Dr. Afife Mat
İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekan Yardımcısı

İçeriğe dön